Snow White and the Seven Dwarfs - Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler



cuhgagptau

cuhgagptau

cuhgagptau
I speak:
English, Turkish
I learn:
English, Spanish, Russian, Turkish, Russian
Busuu berries :
10696

Snow White and the Seven Dwarfs ( Eng)
 

 

Once upon a time a lovely queen gave birth to a beautiful baby girl, called Snow-White (SW). Sadly when SW was very young, the queen died. After some time, the king remarried. But the new queen was wicked and very jealous of SW. As the years passed, SW grew very beautiful. And a handsome prince who was riding past the castle saw SW and immediately fell in love with her. But that only angered the queen more for the queen was beautiful as well. And everyday she would ask her magic mirror,

“Mirror mirror on the wall

Who is the fairest (most beautiful) of them all?”

“You are the fairest in the entire kingdom, my queen” replied the mirror. And she was satisfied, as she knew the mirror only spoke the truth. This was the way for many years until SW’s 18th birthday. And when the queen asked her usual question,

“Mirror mirror on the wall

Who is the fairest (most beautiful) of them all?”

“You are fair (beautiful) my queen,

Yet fairest still is SW. She is fairest of them all”, replied the magic mirror.

Green with envy, and spitting with rage, the evil queen could not bear to look at SW any longer. So she ordered her huntsman to take SW into the forest and kill her. The very next day, when SW was on her morning walk through the forest, the huntsman was set to carry out his task. Just as he was about to kill her, SW looked into his eyes. And he knew he could not kill her, for she was the most beautiful girl he had ever seen. Instead, the huntsman told SW to run away and never to return. SW ran far into the forest, she ran until she was too tired to take another step. Alone and scared, she saw a little cottage and stopped to rest. Once inside, she saw that everything was perfectly clean and tidy. The tiny table was set with seven little plates, seven little knives, forks and spoons, and seven little mugs. There was seven neatly made beds all in a row. SW found food and water and she was so tired that she laid on a little bed and fell asleep. The cottage belonged to seven dwarfs. And it was nightfall when they returned home. They marched in one by one, whistling a happy tune. Their names were Happy, Bashful, Grumpy, Doc, Dopey, Sneezy and Sleepy, and everyday they would head into the mountains to search for diamonds. “Oh, heavens” they cried when they saw SW sleeping in one of their beds. “What a beautiful child!”. So the seven dwarfs squeezed into six beds and let SW sleep until morning. Morning came, and SW explained the story to seven dwarfs.

 

 

“Please, may stay here with you for a while?”, asked SW. The seven dwarfs were all very sad for her and agreed to let her stay as long as she liked. In return, every morning, when they would go into the mountains to search for diamonds, SW would clean the cottage and cook them a hearty dinner when they returned.

One day, happy that SW was gone, the evil queen went over to her magic mirror, and asked once again,

“Mirror mirror on the wall

Who is the fairest (most beautiful) of them all?”

“You are fair (beautiful) my queen,

Yet fairest still is SW. she is fairest of them all”, replied the magic mirror.

The wicked queen could not believe her ears. And no matter how many times she asked the question, the answer remained the same.

“How can this be!”, screamed the queen. When the wicked queen learnt that the huntsman did not kill SW, she exploded in anger and vowed to find SW and kill her. For may days, the queen searched for SW until one day she found the little cottage in the forest. Disguised as a sweet old lady, she knocked softly on the door, saying, “Lovely fresh fruits” SW did not recognize her evil step-mother, and thought that the fruits would be very nice for the seven dwarfs when they came home. So she opened the door. The evil queen insisted that SW try one of her lovely red apples. Oh, they looked so delicious, that SW couldn’t resist. But the apple was full of poison, and SW fell to the floor. The evil queen laughed and ran from the forest.

When the dwarfs returned they were so upset to see their beautiful SW dead on the floor that they gently laid her in a glass coffin, and sat with her night and day. But someone else was looking for SW. It was the handsome prince who had fallen in love with her. When the prince finally found her in her glass coffin, he would not believe that SW was dead, but that she would be awakened with true love’s kiss. So the handsome prince bent to kiss her. As he did, SW slowly opened her eyes. And the prince lifted her into his arms.

When the king learnt what the evil queen had done, he banished her from his kingdom for ever. SW and her handsome prince were married and they all lived happily ever after.

cuhgagptau

cuhgagptau

cuhgagptau
I speak:
English, Turkish
I learn:
English, Spanish, Russian, Turkish, Russian
Busuu berries :
10696

PAMUK PRENSES VE YEDİ CÜCELER (TR)

 

 Her yerin karla kaplı olduğu bir kış günüymüş. Bir kraliçe, sarayının pencerelerinden birinin arkasında bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayalkuruyormuş. Derken birden parmağına iğne batmış ve gergefin üstüne üç damla kan akmış.

Kraliçe kan damlalarına bakar bakmaz, “Çocuğum kız olursa, teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun,” diye geçirmiş içinden.
Bu olaydan kısa bir süre sonra bir kız çocuğu getirmiş dünyaya. Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibi bir kızmış. Ona Pamuk Prenses adını vermişler. Ne yazık ki kraliçe doğumdan birkaç saat sonra ölmüş.
Bir yıl sonra Kral yeniden evlenmiş. Yeni Kraliçe çok güzel bir kadınmış. Güzelliğine güzelmiş, ama bir o kadar da kibirliymiş, kendisinden daha güzel birinin olabileceğini düşüncesine bile tahammül edemezmiş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Her gün o aynanın karşısına geçer, saatlerce kendisini seyreder ve sonunda,

“Ayna, ayna söyle bana
En güzel kim bu dünyada,”
Diye sorarmış. Ayna da hiç duralamadan, “Sizsiniz Kraliçem,” dermiş.
Fakat, Pamuk Prenses on dört yaşına geldiğinde, bir gün ayna şöyle demiş:
Güzelsiniz Kraliçem, güzel olmasına,
Ama Pamuk Prenses sizden daha güzel.”
Kraliçe bunu duyunca çok kızmış, öfkesinden ne uyku girmiş gözüne, ne de bir lokma yemek yiyebilmiş. ‘Ne yapmalı, ne etmeli?’ diye düşünüp durmuş günlerce. Sonra kararını vermiş ve sarayın avcısını çağırmış huzuruna.
“Pamuk Prenses’i ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök, bana getir.”
Avcı Pamuk Prenses’i ormana götürmüş, bıçağını çekmiş. Fakat Pamuk Prenses’in ağladığını görünce onu öldürmeye kıyamamış. Pamuk Prenses ağaçların arasına dalıp gözden kaybolurken, “Ben yapamadım, ama hava kararıncaya kadar bir ayı veya bir kurt benim yapamadığımı yapar nasıl olsa,” demiş.
Yolda genç bir yabandomuzu çıkmış avcının karşısına. O da hayvanı oracıkta öldürmüş, kalbiyle ciğerini söküp Kraliçe’ye götürmüş.
Ama Pamuk Prenses’i avcının düşündüğü gibi ne bir ayı ne de bir kurt yemiş. Akşam olup hava kararınca dağların ardında küçük bir eve gelmiş. Kapısını çalmış, açan olmamış. Cesaretini toplayıp içeri girmiş.
İçeride üzeri yenmeye hazır yiyeceklerle dolu yedi küçük tabağın bulunduğu yedi küçük sandalyeli uzun bir masa varmış, duvar dibinde de yedi yatak diziliymiş. Beklemiş, beklemiş, ama kimsecikler gelmemiş. Çok aç ve çok yorgun olduğu için daha fazla bekleyememiş ve her tabaktan bir kaşık yemek almış, yedi yataktan yedincisine yatıp uykuya dalmış.
Biraz sonra evin sahipleri eve dönmüşler. Dağların derinliklerinde bulunan bir gümüş madeninde çalışan yedi cücelermiş bunlar.
Pamuk Prenses’i görünce, “Ne kadar güzel bir kız!” demişler.
Sabah olup uyandığında Pamuk Prenses cüceleri görünce önce çok korkmuş, ama kısa bir süre sonra onlardan bir kötülük gelmeyeceğini, onların çok iyi insanlar olduklarını anlamış. Yedi cüceler Pamuk Prenses’ten evlerini çekip çevirmesini istemişler, o da hemen kabul etmiş.
“Hoşça kal,” demişler yedi cüceler işe giderlerken.
“Kapıyı kimseye açma. Eğer üvey annen burada olduğunu öğrenirse seni tekrar öldürmeye kalkar sonra.”
Bir gün Kraliçe tekrar aynasının karşısına geçmiş. Aynadan şu cevabı alınca suratının aldığı şekli varın siz düşünün artık:
“Güzelsin Kraliçem, buraların en güzeli sizsiniz
Ama ne var ki, yüksek dağların ardında
Cücelerin küçük, şirin evindeki
Pamuk Prenses dünyalar güzeli.”
Bunu duyar duymaz Kraliçe hemen kolları sıvamış. Yaşlı bir satıcı kadın kılığına bürünmüş ve elinde içi kurdele dolu bir tablayla dağlara doğru çıkmış yola.
Cücelerin evine varınca, “Kurdelelerim var, harika kurdeleler!” diye seslenerek kapıyı çalmış. Kimin geldiğine bakmak için pencereye çıkan Pamuk Prenses kurdeleleri görünce içi gitmiş. ‘Bunda ne kötülük olabilir ki!’ diye düşünerek kapıyı açmış.
“Bunu mu beğendin güzelim?” demiş Kraliçe kurdeleyi Pamuk Prenses’in boynuna takarken. Sonra kurdeleyi sıktıkça sıkmış, ta ki Pamuk Prenses ölü gibi boylu boyunca yere uzanana kadar.
O gece yedi cüceler Pamuk Prenses’i o halde bulmuşlar. Kurdeleyi kesmişler ve Pamuk Prenses hayata dönmüş tekrar. Böylece Kraliçe’nin elinden ikinci kez kurtulmuş Pamuk Prenses.
Ertesi sabah Kraliçe anasının karşısına geçmiş yeniden. Aynadan Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığı haberini alır almaz hemen kılık değiştirmiş ve bir kez daha dağların yolunu tutmuş.
“Taraklarım var, harika taraklar!” diye seslenmiş cücelerin evinin kapısında. Pamuk Prenses yaşlı kadının elinde tuttuğu tarafı görünce başına gelenleri unutuvermiş. Kapıyı açmış.
“Saçların ne güzel, bırak ben tarayayım,” demiş Kraliçe. Ama tarak zehirliymiş, başına değer değmez Pamuk Prenses ölü gibi yere uzanmış. O gece yedi cüceler saçından tarağı almışlar ve Pamuk Prenses yeniden hayata dönmüş. Böylece Kraliçe’nin elinden üçüncü kez kurtulmuş Pamuk Prenses.
Ertesi gün Kraliçe aynasının karşısına geçince, Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığını öğrenmiş. Öfkesi burnunda, bu kez en büyülü iksirini hazırlayıp bir elmanın yarısına sürmüş. Sonra da yaşlı bir dilenci kılığına girip yola koyulmuş.
“Güzel kızıma tatlı bir elma benden, armağan,” demiş Kraliçe, pencereden bakan Pamuk Prenses’e. “Pencereden de verebilirim, kapıyı açmana gerek yok.”
“Kötü diye mi almıyorsun yoksa,” demiş Kraliçe, Pamuk Prenses’in kararsız olduğunu görünce. Sonra da zehirsiz tarafından ısırmış ve, “Al bak harika!” diyerek uzatmış, yanakları gibi al al elmayı Pamuk Prenses’e.
Pamuk Prenses elmayı zehirli tarafından ısırır ısırmaz cansız yere uzanmış.
Kraliçe pencereden içeri, Pamuk Prenses’e bakmış. “Nihayet senden kurtuldum, artık dünyanın en güzeli benim,” demiş. Oradan doğruca saraya gitmiş. Erkesi gün aynaya kimin en güzel olduğunu sorduğunda ayna, “Sizsiniz Kraliçem,” deyince dünyalar onun olmuş.
Bu sefer cücelerden hiçbiri Pamuk Prenses’i uyandıramamış ölüm uykusundan. Aradan üç gün geçmiş, bütün umutlarını kaybetmişler. Fakat nedense Pamuk Prenses hiç de ölü gibi durmuyormuş. O yüzden yedi cüceler onu gömmemişler ve camdan bir tabut içine koymuşlar, tabutu da yüksek bir tepenin en tepesine yerleştirmişler.
Günlerden bir gün cüceleri ziyarete gelen bir Prens oradan geçerken camdan tabutun içinde Pamuk Prenses’i görmüş ve hemen ona âşık olmuş.
“Onu sarayıma götürmeme izin verin,” diye yalvarmış Prens.
Yedi cüceler ona acımışlar ve izin vermişler. Prens’in uşakları tabutu kaldırırken Pamuk Prenses’in boğazına takılmış olan zehirli elma parçası pat düşmüş ağzından. Pamuk Prenses doğrulmuş nerede olduğunu anlamadan, gözünü açmış, yakışıklı Prensi karşısında görmüş. Görür görmez ona âşık olmuş. Birkaç hafta sonra nişanlanmışlar.
Derken düğün günü gelip çatmış. Düğüne çağrılanlar arasında Pamuk Prenses’in üvey annesi de varmış. Üvey annesi sarayın salonuna girer girmez Pamuk Prenses’i tanımış, ama bu sefer bir şey yapmaya fırsat bulamamış. Çünkü Prens’in adamları Kraliçe’yi hemen yakalamış, Prens de onu artık kötülük yapamayacağı uzak bir ülkeye sürgün etmiş. O günden sonra Pamuk Prenses, güzelliğinin yanı sıra mutluluğuyla da ün salmış.

cuhgagptau

cuhgagptau

cuhgagptau
I speak:
English, Turkish
I learn:
English, Spanish, Russian, Turkish, Russian
Busuu berries :
10696

Now, please read the story and change it how do you want and write here. You can make it fun, funny, enjoyable, bad, terrible or sad... you know ;)

ʚɞ Alma Z ʚɞ

ʚɞ Alma Z ʚɞ (16)

ʚɞ Alma Z ʚɞ
I speak:
English, Turkish, Azerbaijani
I learn:
English, Russian
Busuu berries :
35702

I like reading Snow white and seven dwarfs.İt is very popular.:)