Bilmen gereken 10 İngilizce ifade

Şimdi öğrenmeye başla

Yeni bir dil öğrenirken genellikle asıl konular üzerine odaklanırız ve bunlar da genellikle kelime ve dil bilgisi olur. İkisi de çok gerekli olmakla birlikte, dil öğrenirken deyimleri, ifadeleri ve yaygın olarak kullanılan tabirleri de öğrenmek bir o kadar önemlidir.

Deyim ve ifadeleri bilmek, dil bilgisi yönünden doğru olan şeylerin ötesine geçiş yapmana yardımcı olacak. Böylelikle, o dili kullanırken konuşmaların kulağa daha doğal gelecek ve bu dili konuşan insanların kültürlerinin iç yüzünü de kavramış olacaksın. Yeni bir dil öğrenirken, ifadeler ve deyişler çok önemlidir. Öyleyse şimdi yaygın olarak kullanılan bazı İngilizce ifadelere bir göz atalım:

1. Best thing since sliced bread (Şimdiye kadar görünenler arasında en iyisi)

Dürüst olmak gerekirse, bu aslında çok sık kullanılan bir ifade değil ama kullanıldığında da gereken etkiyi tam olarak yaratıyor. Bu "unvan" sadece mükemmel fikirlere, yenilik ya da buluşlara verilmeli. Tercihen, hazır dilimlenmiş ekmeğin icadından çok daha dahice şeylere! :-) Ben dilimlenmiş ekmeğinin nesinin bu kadar harika olduğunu tam olarak bilemiyorum. Ekmeği kesmek o kadar da zor değil! Hem dilimlenmemiş somun ekmek diğerine göre daha uzun süre taze kalıyor...

2. Challenge accepted (Meydan okuma kabul edildi)

Bu ifade, "How I Met Your Mother" isimli meşhur televizyon dizisinde Neil Patrick Harris’in canlandırdığı Barney Stinson karakterinin sayesinde popülarite kazandı. Bu ifade farklı şekillerde de kullanılabilir ancak en uygun kullanımı, birinin bir şeyin bir sebepten dolayı gerçekleştirilmesinin imkansız olduğunu ya da yapılmaması gerektiğini iddia ettiği zamandır. Bir örnek: "O pastanın hepsini asla yiyemeyeceksin!" - "Meydan okuma kabul edildi!"



3. Cross that bridge when you come to it (O işi / durumu zamanı gelince hallet)

Bu kullanışlı ifade, her şeyi ertelemeyi tercih eden kişiler tarafından çok sevilir çünkü bir sorunu çözmeyi ertelemek veya bir problem ile karşılaşmaktan kaçınmak için işe oldukça yarar bir yoldur! Biri ve birileri gelecekte yaşanması olası bir probleme dikkat çeker ise, bu kişileri tam olarak "Ben şimdi bunu düşünmek istemiyorum. Umalım ki gerçekleşmesin, ama gerçekleşirse de, problemi o zaman ele alırız." manasına gelen "We'll cross that bridge when we come to it" ifadesini kullanarak kolaylıkla başından savabilirsin.

4. Don't put all your eggs in one basket (Tüm kaynaklarını aynı işe yatırma)

Yeni yetişen bir roman yazarı olduğunu zanneden ve düzenli işini tam zamanlı olarak roman yazmak için bırakmayı düşünen ve böylelikle "yüzyılın romanını" bitirebileceğini hayal eden bir arkadaşın oldu mu? Eğer hayatında böyle biri varsa, ona "tüm yumurtalarını tek bir sepete koymaması" gerektiğini söylemek isteyebilirsin. Pek çok insan muhtemelen yumurtalarını buz dolabında tutuyordur zaten! :-) Şaka bir yana, "don't put all your eggs in one basket" cümlesi, başkalarını sadece tek bir fırsata bel bağlamamaları için uyarmak istediğimizde, başka seçenekleri açık bırakmayı tembihlemek gerektiğinde kullanabileceğimiz bir ifadedir. Ancak, demin bahsettiğimiz bu yeni tomurcuklanan yazar sen isen ve arkadaşların bu ifadeyi sana söylüyorsa, ya o romandan vazgeçmelisin ya da kendine yeni arkadaşlar bulmalısın!

5. Dutch courage (Alkolün verdiği cesaret)

"Dutch courage" daha çok sarhoş cesareti için kullanılan bir örtmecedir. Eğer sadece "alkolün verdiği cesaret" ile idare edilebilecek rahatsız edici bir görev ile karşı karşıyaysan, bu ifade o görevi yerine getirirken sarhoş ( ya da biraz çakırkeyif) olmayı yeğlediğin anlamına gelir. Bu İngilizce ifade, özellikle dil öğrenimi ile oldukça ilişkilidir çünkü bilim adamları bile artık birkaç bardak içkinin öğreniyor olduğun veya hali hazırda bildiğin yabancı dillerde akıcı olarak konuşmana yardımcı olabildiğini kabul etmek zorunda kaldılar. Ancak aşırıya kaçma ve dikkatli ol; konuşmanın tamamen kaybı aşırı sarhoşluk ile doğrudan bağlantılıdır!

6. In the heat of the moment (Olayın heyecanına kapılarak)

Hiç daha önce bir kişinin olayın "sıcak" yerinde bir şeyler olduğundan bahsettiğini duyup, sıcaklığın tüm bunlarla ne alakası olduğunu merak ettin mi? Bu ifade bir kararın veya eylemin kızgınlık veya hırs gibi duygulara aldanarak gerçekleştiğini ve geriye dönüp bakıldığında da yapılan bu eylemin veya verilen kararın en mantıklı fikir ya da en iyi seçim olmadığını açıklamak için kullanılır. Acele ile aldığın bir karardan veya söylediğin kaba bir şeyden pişmanlık duyuyorsan, bu ifade iyi bir bahane olarak çok işe yarar.

7. Keep something at bay (Bir şeyi uzakta tutmak / yanına yaklaştırmamak)

Bu İngilizce ifade, eğer soğuk algınlığını önleyici olarak mikropları öldürsün diye bir bardak viski içtiğin ya da hastalık sezonu yaklaştığında önlem olsun diyerek grip ilacı aldığın zamanlarda kullanılabilir. Soğuk algınlığını uzakta tutmaya çalışmak için elimizden geleni yapacağız, değil mi ama! Ve tüm bu koruyucu adımları atıp, kendini daha iyi hissettikten sonra birkaç bardak viski daha içmenin pek de zararı olmaz hani! :-) Fakat sonrasında bol bol su içip, bir aspirin alıp ertesi gün başına gelecek akşamdan kalmışlık hissini "uzakta tutmak" da mümkün. Bu ifade hakikaten birçok farklı durumda işe yarıyor...

8. Make a long story short (Uzun lafın kısası)

Hepimiz muhakkak konuyu dağıtarak, boş boş konuşmayı seven birilerini tanıyoruz. Bu kişiler her ne kadar önemli bir noktaya temas etmek isteseler de konudan saparlar, hikayeyi çok fazla detay vererek abartırlar ve bu yüzden de bir türlü esas noktaya varamazlar. Bazen ne yapıyor olduklarının farkına varabilirler ve "uzun lafın kısası" ifadesini kullanarak gevezeliklerin akışını çabucak kesiverirler. Zaten çoğunlukla bu noktaya gelene kadar sen dinlemeyi bırakmış olursun, o yüzden anlattıkları şeylerin kısa bir özetini almak için bu ifadeyi kullanmak da iyi bir yoldur...

9. Steal someone's thunder (Gölgede bırakmak / Başkasından önce davranıp aynı yöntemi kullanarak onu etkisiz bırakmak)

Bu ifade, busuu'nun kıdemli İngilizce Uzmanı Harriet'in en sevdiği anlatımlardan biri. Açıklaması biraz zor, o yüzden bir örnek ile anlatmayı deneyelim: Belki de insanlara anlatmak için sabırsızlandığın, çok heyecanlı olduğun bazı haberlerin var. Eğer başka biri kendilerine ait haberleri senden önce duyurursa, seni gölgede bırakmış olurlar. Bu ifade aynı şekilde tam tersine de işleyebilir. Eğer sen az önce o büyük haberi arkadaş grubun ile paylaştıysan ve o diğer arkadaşın da kendi haberini hemen ardından paylaşırsa, senin alman gereken tepkiyi o kişi yüzünden tam olarak alamamış olursun ve yine sen gölgede kalırsın. Hiç hoş değil.

Harriet'in bir dili öğrenirken, onu tıpkı kendi ana dilin gibi konuşabilmeyi başarma sürecinde İngilizce ifadelerin neden bu kadar önemli olduklarına dair senin için hazırladığı videoya bir göz at.



10. Your guess is as good as mine (Ben de senin kadar biliyorum / Senden fazla bildiğim bir şey yok)

Bu listeyi tamamlamak için iyi bir ifade! Biri sana cevaplayamayacağın bir soru sorarsa ve sen de "Bilmiyorum" gibi komik bir cevap vermek istemezsen, şunu söyle: "Ben de senin kadar biliyorum." Bu ifadeyi kullanmak kendini daha iyi hissettirecek çünkü doğru cevabı bilmediğini kabul etmek zorunda kalmayacaksın ve sana bu soruyu soran kişiye de kendini iyi hissettireceksin çünkü o da senin kadar bir tahmin yürütebildiğini sanacak! Tam bir kazan - kazan durumu öyle değil mi?

Bu ifadeleri İngilizce konuşan biri ile gerçekleştireceğin sohbet esansında fırsat bulursan kullanmaya çalış. Bizi daha fazla ifade ve komik deyimler öğrenmek için Facebook ve Twitter üzerinden takip et ve dil öğrenimine yardımcı olacak tüm diğer güncellemeleri kaçırma.

İşte busuu'nun kullanıcılar tarafından en çok sevilen yanları

80 milyon kişilik güçlü topluluğumuz hep birlikte öğreniyor. İşte onlardan bazılarının görüşleri...

Kablosuz internet bağlantın yok mu? Hiç problem değil!

busuu'yu yanına al ve boş vakitlerini öğrenerek değerlendir. Banka kuyruğunda ya da bir arkadaşını beklerken... Hatta işe giderken! Sadece derslerini cihazına indir ve Çevrimdışı Mod ile öğrenmeye devam et!